ben kişisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ben kişisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2010 Çarşamba

KLASİK MÜZİK DİNLEYEN BAKKAL AMCA

Nedir bu hayat ya da ne değildir diye sorsalar hiç bir şey diyemeyiz.. hepimiz yaralı bir kuşuz… sonra da.. yuvayı da dişi kuş yapar.. neyse tutmadı dramatik başlayayım dedim olmadı sevgili okurlar… delicesine mailler alıyorum kendimden.. bu blog neden boş diye.. bunu kendime yapıyorum ki… biraz daha yırtım kendimi.. bu görevi benim üstlenmemin sebebi de… çok yalnızım ondan galiba… şaka be şaka.. misafirim eksik olmuyor

 

sigaraya zam geldikten sonra gerçekten bir iki saat o şoktan çıkamadım.. aldığım sigara 6 ları bulunca… lan dedim.. bi saniye.. what is the matrix anasını satayım.. anasını neden satayım.. alsın gitsin zammmı yapan kimse… gerçi şu konuda sizi bilinçlendireyim.. sigaraya zam gelmedi vergiye  zam geldi.. en kaliteli sigaranın fiyatı en fazla 3 liraya felan yemin ederim falan hoooppp taam..

 

şaşırdıö

evet sevgili okurlar.. sigara almak için bakkala gittim.. bakkal dediğin nedir ki diyip geçme.. herkesin inanıyorum ki bir bakkal macerası vardır… çünkü bizler… çünkü bizler bakkallarla büyüyen son nesiliz sanırım sevgili okurlar… bakkaldan misket alıp oynadığımı hatırlıyorum… bakkallarda neler neler satılırdı… balık kraker satılırdı.. balon satılırdı… küçük böyle renkli renkli kolonyalar satılırdı.. transformersın maket oyuncakları satılırdı… vay anasını satayım.. futbol kartları satılırdı.. başka ne satılırdı.. hele şeyi unutmam.. kolonya doldurmak için o kocaman pompası olan şişe varya… tütününden limonuna…

aha bu

alt tarafı bir hikaye yazcaz bi şeyler yazcaz.. amma da dramatize ettik di mi..neyse efenim gittim bakkala.. üleeeeennn!!! bi şey olmadı tabi.. aslında her şey gayet normal… içeri girmeden önce kapı açık odluğu için birinin klasik müzik açtığını duydum ve anladım.. vay be anasını satayım dedim fikirtepe de varmıdır ki bunu dinleyen.. şimdi tabi böyle şey yapıyormuşum gibi düşünmeyin.. aslında fikirtepe gayet elit bir yaşam alanıdır.. hele mandıra mıdır mandra mıdır nedir  işte o cadde alabildiğince uzun…. sonra böyle renkli felan.. hep pideci var.. işte tekstil… bi de tekel başka da bi b*k yok.. elit yer yani.. yani bu dediklerimi ancak elit yer… hehe.. öhüm

 bakkal amca 2

içeri gircem bakkaldan ama.. bakkalın yüz ifadesini dışardan görüyorum… sanki 15 ay askerlikten sonra ilk kez sevişmişçesine mutlu ve huzurluydu.. içeri girdim anlam veremedim.. içerde bi kaç tane daha müşteri var.. en az benim kadar şaşkınlar.. müzik içerden geliyor.. bakkalın premier cd çalarından… hoparlöre bağlamış.. dinliyor, dinletiyor…. karının biri avaz avaz bağırp güzel güzel şarkı söylüyor.. keman felan… piyano… neyin konçertosu diyesim geldi bakkala… belki de dedim içimden.. sigaraya gelen zammı kutluyordu kendince… vay anasını sayın okuyucular.. yine saçmalamışım bir sayfa…

penn

2 Ocak 2010 Cumartesi

ZALİMİN ZULMÜ VARSA MİZAHÇININ BLOGU VAR…

sevigli ama çok sevgili okurlar... aslında biliyom.. pek öyle kimse okumuyor beni... neyse.. ben şimdi o moda girdim öyle devam...


benz

sevgili ama çok sevgili okurlar...beni beklediniz bunca zamandır... (sigaramın dumanı gözümü yakar... azcık yaşarır...) ben de bunca zaman sonunda .. aslında sonunda demeyeyim.. bunca zamandan sonra bir sürü şey biriktirdim ve öyle geri geldim... ( sevgilim şu an horluyor... müzik açıyorum konstrasyon haliyle... ) ne güzel hayat mayat derken... bu kalabalık şehirde bir çok şeyle karşılaştım... sabah oldu uyandım.. işe çıktım.. gezdim, gördüm... ( google'da sadece "..." üç nokta yazıp arasanız kesin ben çıkarım şuna bak.. ) akşam eve geldim aynaya baktım kendimi gördüm.. işte o zaman anladım.. insan yine kendine kalıyor.. tilki de olsanız kürkçü dükkanı size ait sevgili okurlar... ( müziğin sesini açıyorum fazla gürültülü oldu aşkımın horultusu.. ) ama insan isterse yapıyor işte... ( inanır mısınız aslında çok önemli bi konuya bağlıycaktım ama unuttum.. neyse böyle kalsın ) aynen öyle...


neyse boş verin ya ben şimdi size aslında başka bi şeyden bahsetçektim... şöyle anlatayım... ben nihayetinde bundan bir ay önce yeni bir eve taşındım.. ve eski sahibim tabi ki eskimiş oldu ( o ne lan ...) yani bu ilişki dedim nereye kadar hasancım.. di mi.. ben hep 500 lira kira veriyorum.. sen de bana mısın demiyorsun.. ne zaman bu evi üstüme yapçan... dedim ve eşyaları sırtlandığım gibi.. ( kamyonla iki tur.. ) geldim istanbulun başka bir yerine..


işte her şey bundan sonra başladı sevgili okurlar... eski ev sahibim.. peşimi bırakmıyor.... sanırım bunun sebebinin ödenmemiş elektrik faturası olduğunu söylemem gerek.. ( bi tane de su faturası var tabi... ) ama bıraktığım depozito sanırım yetmedi... evi de boyayacaklar o parayla... ( ev ben girdiğim de boyalı değildi.. ben çıkarken boyayacakmışım.. ulen var ya ..#*&%!!!! ) neyse sırf bu yüzden bir tehditler bir tehditler... felanca şu varmışta o bulurmuş bak bizi... yok mahkemelerde süründürürmüş.. çok inat ettiydim.. neyse halledeceğim...

bbbbb

sevgili ex ev sahibim.. halletçez yav... dur hele... şimdi yeni seneye.. yani 2010 gireli... mükemmel oldu yani.. gerçekten böyle bir şey oldu tam gece on iki de bana.. onu hissetim böyle bi değişim.. böyle bir şey böyle oturduğum yerden.. yok be.. ne değişimi ışığı... hiç bi *ok değişmedi... aynı devam... neymiş efendim bu sene senin olcak bak işte mükemmel... paralı yaşıycan... şey olcak mesela bol karı kız olcakmış.. para olayı beni sinir ediyo.. he sene aynı *ok... yüne dünyanın %97 fakir.. ama işte bak öyle inanırsan... eggghhh!!! s*tir git be yav... hiç bi şey olmaz... ama değiştireceğim ben her şeyi... mükkemmel bir yazıyla geliyorum... bekleyin...

2 Mayıs 2009 Cumartesi

uzun zaman sonra

uzun zmandır çalıştığım için, bırakın bloğuma kendime bile vakit ayıramıyordum.. zaten asosyal olan birinin elinde var olan kendine vakit ayırma, arada bir banyo yapma, gidip bir film satın alma, bakkala veresiye suretiyle kola/cips/sigara üçlüsünü alma hakkımı kullanamıyordum.. gönül isterdi ki insanlar kendine vakit ayırabilsin, çalışmaktan ziyade kendini geliştirebilsin.. fakat böyle bir dünya da bu zaten mümkün değil... benim şikayetim tabi ki kendime uygun bir iş bulamama.. nedir kendime uygun  olan bilmiyor, kimi zaman gereğinden fazla saçmalayıp coşuyor, aksırıp tıksırıyor ve bayılıp düşüyordum... yani benim şikayetim yaradana...

uzun zamandır çalıştığım için çizsem bile bloguma yazı atamıyordum... bu bir rahatsızlıktı ilk önceleri... öyle bir alışkanlık getirmiştim kendime.. sonra bu rahatsızlık beni terk etti... ve özlemle öylece kala kaldı... bir şeyleri yarım bırakmak gerçekten bana çok koyuyordu... neydi ki önemli olan... benim canımın istediğini, keyif aldığım şeyi mi yapmak.. yoksa toplumda bir yer edinip bir birey olma yolunda ilerlemeye devam etmek... geç bunları adamım... hayat uzun değil.. ve insanlar herşeyi kolayca unutacak kadar balık hafızasına sahip... çok kolay unutulur verilen emekler... hem de çok kolay iyi bilirim... güzel şarkılar unutulur... o güzelim tepelerdeki ormanlar yakılmadan ve apartmanlar dikilmeden önceki o eşsiz hali unutulur gider... 

uzun zamandır yazamıyordum bloguma.. sanal olan bi şeyi zaten bir parçan gibi görmek saçma.. bu kadar duygusal olmakta... neymiş peki... "ya var ol benim dediğim gibi... ya isyan etme çekil bi köşeye..." 

bir kaç çizimimi atayım dedim bari... can sıkıntısını geçirmiyor belki kimi zaman...bakınca iyi gelsin diye paylaşmak....






28 Temmuz 2008 Pazartesi

ubuntu tablet wizardpen sorununun çözümü


evet efendim... ubuntu tr adresinde bunun cevabıınıı aradıım.. sağolsun sayıın heartsmagic bana her konuda olduğğu gibi (herkese olduğğu gibi) bu konudada yardıımcıı olmuşştu bu arada neden ıı lar iki tane çııkııyor derseniz bi şşey oldu bilgisayarııma bu hale geldi neyse...şş lerde var.. işşte efendim.. allahtan daha önce tarayıcının çözümünü bulmuşştuk... peki ben ne gibi bir çözüm buldum bu konuda... önce gidiyoruz bu tableti aldığımız yere ve diyoruz ki..
abi hatıırladıın mıı linux desteğği var demişştin.. diyerek ağğzıına gömüyoruz tableti.. sonra hıızlııca uzaklaşşııyoruz..

efendim aldıım tablet almasıına fekat tanıtamadıım ubuntuda
bir kara gözlü geldi.. var ya dedi windowsta..
dedim kara gözlüm, güzel yarim...
bııktıırdıı bu odun sistem, ömdürmden yedim..
yaşşasıın özgürlük,barıışş için dedim..

neyse efenim başşaramadıım.. başşaramadıık.. farketmez.. elbet bir gün bu konununda çözümü olacak.. ve o zaman hiç kimse.. aman bunu tanıımııyor.. şşunu tanıımııyor demiyecek.. ayrııca.. ubuntuya geçecek arkadaşşlar da hep şşöyle der... yakııdna geçeceğğim inşşallah felan... işşte şşöyle olsun geçeceğğim.. hayıır efendim.. geçin bir an önce.. geride kalmayıın... iki tane sistem olsun kurcalya kurcalaya öğğrenirsiniz en azıından.. şşunu da unutmayıın.. windows donanıım uyumlu değğil.. donanıımlar windows uyumlu... donanıımlara uyumlu olan ubuntudur.. neredeyse çoğğu donanıınıımıın linux desteğği olmamasıına rağğmen çalıışştıırıılabiliyor.. yapıılııyor.. ğğraşşıılııyor.. ayrııca sanal hesap açar açmaz ubuntu sitesinden destek olsun diye mont alacağğıım.. çok beğğendim.. hem de destek olmuşş oalcağğıım..

neyse efenim.. çok ubuntu dedim.. bu arada bizim müdür yardıımcıısıı kıılııklıı master ismail beni sabah dokuzda gel dedi.. ve ekledi.." bak dokuzda ama saat 08:59 da en geç burada giyinmişş hazıır olacaksıın".. adamıı hasta ediyor.. ayrııca ergül hanıımda gitti tatile.. ohh valla... ayrııca aşşkıım da tatilde benim.. gerçi annesi hasta... seviyorum seni bebğğim.. ubuntu de bakem.. aferin..

28 Nisan 2008 Pazartesi

tembelliğe çare bulunsun acill!

hani böyle forumlarda salak salak başlık açarlar ya.. acil şuna acil buna diye.. :) yardım pleesss derler bi de tam kıl olurum.. admin olsam demek atarım böylelerini forudman... allah kaliteli her admine sabır versin.. her neyse efenim.. şimdi ciddiyeti bırakalım lütfen.. pardon.. ciddi olalım tabi.. benim bir problemim var.. kime gittiysem.. kime dert yandıysam kimse bana çare bulamadı... benim derdim tembellik... acaib şekidle bir tembellik var efenim bende.. yani serum verseniz koluma .. altıma da lağzımlık... ben gık demem yaşarım o şekilde.. tabi televizyonda da cnbc e açık oalcak.. artı digitürk isterim.. anladınız di mi bakın ne acaib oldum ben böyle... neler yaptım bu illetten kurtulmak için bilemezsiniz..
şimdi bu yazıyı 01:49 gibi tam böyle denk geldim.. işte bu saatte yazıyorum efendim ... neyse işte yani acıktım... gün içinde herhangi bir saatte de olabilir tabi ki bu.. kendime bi şeyler yapmam lazım acıkmışım bi şey yiycem... bir anda hayalimde canlandırıyorum işte.. giderim şimdi mutfağa... yakarım ocağın altını.. keserim patlıcanları, patetesleri, domatesi biberi.. kızartma yaaprım len... öff nasıl yerim şimdi falandı derken kalkıyorum ekmeğin arasına zeytin koyup.. "kim uğraşçak len şimdi " diyorum.. ben kimim allah aşkına sevgili okurlar.. noluyor bana.. biri beni titretsin, horlasın, sallasın, cimcirsin lütfen... efendim eğer sizinde böyle bir probleminiz varsa gelin bunun için bir dernek kuralım... derneğin adı da "tembelliğe çare bulunsun acill??", "bakkaldan ekmek alamıyorum acill yardım!?", "pleess gelin bi yardım edin.. acill!!" gibi absürt isimler olsun... olsun anam olsun.. niye olmasın.. olur tabi ki.. her neyse efendim.. benim şimdilik geçici olarak bir çözümüm var...

evde koltuk, sandelye, kanape ne varsa hepsine dikine yani açıkça söylemek gerekirse oturunca ucu göte batacak olan tarafı yukarı gelecek şekilde çiviler çivileyin.. niye mi.. tembel bir insanın eğer bunu yapmak bir eylemse; yaptığı tek şey oturmak ve uzanmaktır anacım.. öyle değil mi.. evet işte bende bu çözümü buldum.. artık sandelye başında kös kös oturmuyorum... onun yerine "ulan evde oturcak yer bırakmadık.. azcık gidim gezeyim kahveye falan uğrim" diyorum.. siz tabi böyle yapmayın.. "hay allah madem oturamıyorum gideyim biraz temizlik yapayım.. bu arada testortest blogundaki bu tavsiyeye de iyiki uymuşum hayatım kurtuldu vallla" gibi güzel şeyler diyin siz.. o"valla"yı da iki "l" ile söyleyin bakim :)
bu arada geçen ay çamaşır yıkamıştım... şimdi yıkamama gerek var mıdır.. bi giydiğimi bi daha giyiyom bazen... üç aya kadar yolu var be amaaaaann.. zaten buzdolabı yok evde.. çamaşır makinesi de yok... sevgilerle antonyo banderas sevgili okurlar... seviyom ben sizi hee.. ama bi de yorum yazsanız.. günde seksen kişi giriyo kimse yorum yazmıyo yav... ayıp

21 Şubat 2008 Perşembe

nlogum.. blogum






sevgili blogum... sevgili nlogum hatta.. nlogum diyorum ki artık çünkü blogluktan çıkmış durumdasın... çok uğraşıyorum artık diğer hayatımla... ama işleri yerine koyma hayalim var.. umarım bunu gerçekleştirebilirim.. tek dileğim bu... blog yazmak bir sanat olsa gerek.. internet, bilgisayar bunlarsa dünyanın en büyük nimetleri tabi ki.. elbet en kısa zamanda geri döneceğim.. hem de boş bi şekilde değil... daha alakalı olarak döneceğim...






neyse bugün nasıl perişan olduğumu anlatmak istiyorum sevgili nlogum sana... sevgili nlogum... öldüm bugün.. kız arkadaşım bugün yalovaya geldi ve istanbula beraber dönelim dedi.. bu arada bu internt kafade ki " M" harfi çok inatçı bi türlü yazamıyorum.. tabi "A" da öyle ..."Z" de öyle.... neyse efendim çıktık yola bindik harem otobüsüne ama arzunun bavulları tabi ki bir önceki otobüste dudullu da inecek.... biz içimiz rahat gidiyoruz.. fekat bi telefon arkadaştan.. bavullar yok.. bavullar dudullu da inmemeiş.. tabi inemezlerdi... peki esenlerde ne işleri vardı.. bilmiyorum... derken hemen ilk garaj da otobüs değiş.. değiştik.. ve bizi 23 numaralı bir otobüse bindirdiler... yolda gidrken bi de şunu hesapladım.. bi önceki otobüsteki koltuk numaralarımız.. 9 ve 10 du.. şimdi ki ise.. 13 ve 14.. toplarsan 46 yapar.. iki otobüs değiştik.. 2 ye bölersen 23 yapar yine... arabanın plakasını bile söylemiyorum sevgili nlogum... sonra gittik esenlere... bulduk kargo türkü.. aldık ölü gibi ağır olan o cesetleri.. pardon.. kutuları... ceset gibi ağır olan ölüleri.. her neyse.. zıkıdınak zıkıdınak diye yürüyoruz yollarda.. kutular dolu çünkü.. şöyle bi ses geliyo "zıkıdınak!!!" ... ciddiyim sevgili nlogum... sana neden yalan atayım.. höyytt!! evet..

sonra efendim... ordan hareme geçtik.. orda yarım saat bekledikten sonra tabi dudullu servisi geldi... orda hemen indik.. oh be eve sadece taksi kadar mesafe kaldı dedik.. ve bi taksiye bindik.. eve geldik ki ne göreyim.. tabi ki iski evin önünde dev çukurlar açmış.. iskinin kendisi de kepçesiyle evin önünde bir yaramaz çocuk edasıyla adeta oyun oynuyordu... eve girdim ve evde üç gündür suları olmadığını gördüm... ve ben çok fena sıkışmıştım sevgili nlogum.. hatta öyleki şu an bile tuvaletim var ama bu net kafede tuvalet yok... ya-ya.. ben sni özledim nlogum... :)

24 Şubat 2007 Cumartesi

BEN KİŞİSİ

(başka resim yok gibi hep bunu koyuyorum.. )
her ne kadar dolu dolu okuyucularım olmasa da kendimi anlatıyorum şimidi...
ben deniz 19/12/1983 doğumlu bir erkek kişisiyim..
nüfusum da bu 01/01/1984 gözüküyor...
efendim YAY burcuyum.. yaklaşık 1.80/1.82 boylarında... hafif buğday tenli.. ( beyaza yakın gibi bi şey ) şu aralar 65 kilo ( çok sayıfım di mi.. beslemiyorlar beni.. ) özelliklerine sahip bir kişiyim..

burç murç bunlar bahane .. ben nasıl biriyim..



BENDEN NASILLAR:

ben biraz zor beğenen biriyimdir.. hiç bir şeyi öyle kolay beğenmiyorum... maymun iştahlı deselerde onun adı aslında kararsızlık.. beni kimse pek tanıyamıyor.. bu hep böyledir.. size onlarca kişi getirsem.. size beni faklı anlatır..

zor beğenen ve zor bağlanan biriyimdir.. bağlanmayı hiç sevmem.. bağlandım mı da.. sessizliğie gömülürüm... bir kızı sevdiysem eğer.. ona layık olmaya çalışır ve hep kendimi eksik hissederim.. kendimi pek beğenmiyorum nedense... eğer o kız bana tekmeyi basmışsa.. vay halime.. bir panik başlar ben de.. şimdi ne halt yiyeceğim diye... bağlanmışsam.. böyle olurum işte...

çok kolay kırılan biriyimdir.. hem de felaket.. bunu engelleyemiyorum.. sevmiyorum bu yönümü.. çok alınganım.. ama ben duygularımı genellikle dışarı vurmamaya çalışırım.. kendimi açık etmeyi istemezsem bunu anlayamazsınız... saklarım.. ya da anında kaçar giderim ordan o zaman anlaşılır ama nedenini bilmezler ya da anlam veremezler...

ben dürüst bir insanım.. neden böyle diyorum.. yani neden böyle diyorum derken kendime dürüst dememin sebebi nedir?.. çünkü dürüstüm gerçekten de... hayatım da hiç sevmediğim şey.. birinin bana doğru davranmaması.. ikincisi ise yalan.. kesinlikle nefret ederim.. ve insanların bana nasıl davranmasını istiyorsam onlara öyle davranırım.. her ne kadar bu görüşler öznel sözler olsa da bunu benden başka kimse de anlatamaz...

dostum yoktur pek.. bir kere dost edindim.. ağzım yandı... arkadaşlıklardan hazetmiyorum pek... kendi yalnız başıma yaşamayı seviyorum... eğer bir sevgilim varsa ondan başka kimseyi görmek istemem.. gerek yoktur başka bir varlığa...

fiziksel özelliklerim şöyle devam ediyor.. aslında biraz minyon tipliyim.. hemen hemen... ellerim felan çok güzeldir.. çok severler ellerimi.. bazen ödünç bile alırlar..
" abi bu akşam piyano çalcam bi ödünç versenn."
" iyi ama akşama getir.. yufka açıcam daha.."
yfka dedim de.. yemek yapmayı beceremem.. hatta kendime bakamam bile.. acizlik felan değil.. bilmiyorum .. beceremiyorum.. illa birileri beni toplayacak.. ilgi mi istiyorum ne... zaten fazla çocuksu derdi psikologum.. ben de itiraz ederdim.. itiraz ediyorsun.. edersen kendini tanıyamazsın derdi.. aha da itiraf işte.. çocuksuyum.. full kid!! ne demekse :D

felaket pasaklı olduğum gerçeğini anlatmayacağım... sıradaki başlığa geçiyorum...



BENDEN HAYALLER:

aslında benim küçükken bi sürü hayalim vardı... ama artık yok.. diyceksiniz ki nası yani.. ne güzel işte.. gerçekleştiği felan yok.. sadece gerçekleşmediği için.. hayal zaten benim işimdir... ben çizim yaparım.. yazarım.. bunları severim.. ve bunları yaparken hayal fabrikasını çalıştırırım... bu fabrikada küçük kırmızı kanatlı fareler çalışır.. patronu da mavi pembe tonlarında kocaman kulakları olan bir tavşandır.. yani ben deniz.. :)

BENDEN VAZGEÇİLMEZLER:

siyah severim.. kesinlikle siyah severim.. siyahtan başka rengi de biraz zor beğenirim.. yani açık renklerin hepsi bir araya gelmeyecek.. yoksa kıl olurum kendime...

yanımda kalem taşırım.. bir tane kalem olmalı... ya aklıma bi şey gelirse diye.. tabi kağıt taşımam.. ona dayanamam.. kırışınca uyuz olurum.. elime yazıp çizerim.. :D

salçalı yumurta hastasıyım.. yumurtayı bi kere ben hayatta sade yiyemem.. dayanamam.. deli olurum.. eksik kalır.. salçalı yumurtaya bi de ben nane katarım öff süper olur...

tatlı yersem o tatlının çilekli olması lazım.. yani belki yerim.. ama çilekli tatlı kadar hayatta zevk almam.. mayhoş şeyleri daha çok severim.. çilekde pek tatlı olmamalı.. olsun ama hafiften de mayhoşluk lazım.. limon yerim yav gecenin bi yarısı.. deli miyim acaba.. belki de.. :)

gömlek giymezsem.. o gün kendimi garip ve sinirli hissederim.. eğer üstüme tam oturmuyorsa mesela.. ( zaten zayıfım ) onu böyle şekle sokacam diye geberirim.. kendimi beğenmediğim için pek.. öyle hiç olmazsa en iyi hali olsun derim herşeyin..

kola hastasyım. .deli olurcasına.. acaib seviyorum koalyı.. içmezsem o gün.. çok mutsuz ve keyifsiz olurum.. bi de sigara içerim maalesef.. bırakmaya çalıştım olmadı.. birinin yardımına ihtiyacım var galiba... sigara içerken kesin yanında bi şey içerim.. kesin bi sıvıyı tüketmeliyim su hariç.. çayı da pek sevmem yoksa içecek bi şey mecburiyetten...



BENDEN DÜŞÜNSEL HAREKETLER:

ben bi kere hayatta dışarı çıkmayan bi insanım.. ölürken cesedimi bir tur attırırlar artık sahilde... ama sevmiyorum dışarı çıkmasını çıakrsam da gece..

dikkat ederim insanlarla olan ilişkilerime.. yani konuşurken bunu farkına varamazsınız zaten.. hatta bakarsınız ki boş bakıyorum.. ama o an kafamda karşımdakini tartacak şeyler düşünürüm... bir insana baktığım zaman.. ses tonunu duyduğum zaman onun hakkında hemen bir fikirde bulunurum.. bu elimde değil.. bir insanı sevdiysem.. onu çok kolay affederim ben... ama sevemediysem.. asla sevemeyebilirim...

her hareketimi nerdeyse düşünürüm.. ayağımı kapıdan dışarı çıkarırken.. birinin gözlerine bakarken.. ses tonum nası olur.. nasıl durim.. diye manyakça di mi.. evet... bu arada onun tepkilerini ölçerim.. böylece ona nasıl davranmam gerektiğini anlarım.. gün içinde benim konuşmalarımın değiştiğine şahit olur insanlar... şaka olsun diye " o sabah ki kimdi öyle " derler.. demezlerse olmaz çünkü :D .. değişrim devamlı.. kendi ruhuma ayak uydururum bedenimi.. kafama eğer bi şey estiyse yaparım... yapmak isterim.. yapamazsam mutsuz olurum.. engellenirsem gizli yaparım.. yakalanırsam haklı olduğumu kanıtlamaya çalışırım.. ben her zaman haklı olmalıyım.. eğer bunu yapamazsam o zaman bambaşka bir ferhat olurum... sadece o kişiye.. çünkü haklı çıkmadıysam haksızımdır.. ve haksızsam o kişi haklı demektir.. eğer o kişi haklıysa ona itibar ederim.. zaten ben asla haksızsam susmam... sinir olurum..

BENDEN GELECEĞE DAİR BEKLENTİLER:

gerleceğe dair çok şey bekliyorum..

mesela insanların dürüst olmasını çok ama çok isterdim.. çünkü onlar dürüst olmayınca.. etrafta salalk aptall insanlar dolaşınca kendimi yalnız ve gergin hissediyorum...

kendi geleceğimle ilgili şöyle şeyler beklerim.. umarım bir gün kendi çizgiromanımı yapabilirim.. aslında sayısaldan bi altı çıksa fena olmaz.. anladım ki bu türkiye de çalışılmıyor.. hayattan bu yüzden nefret ediyorum.. bu hayatı yaşamaya geldim.. almaya değil... ve biz insanlar sevmediğimiz işlerde çalışırız.. sevmediğimiz şeylere tahammül ederiz... ve aklımızdakileri terketmek zorunda kalırız.. eğer bir daha sevmeyeceksem güzel zengin bi bayanla izdivaç edeceğim.. ve planlarımın peşine koşacağım.. evet itiraf edim.. kısa yoldan kazanmam gerekiyor parayı... çünkü herkes kısayoldan kazanıyor.. diğer arta kalanlar sürünüyor ve o insanlar siliniyor.. buna gönlüm dayanmıyor. bende öyle olacaksam yaşamamın anlamı yok...

aslında benim gerçekten de tek istediğim şey hayattan.. şöyle bir geniş oda.. içinde bol kalemler boyalar.. çizgiroamnlar.. ve bir bilgisayar.. başka da hiç bir şey istemiyorum... yaratım sürecine girmek istiyorum.. belki gülüyorsunuz.. ama bilemezsiniz.. belki de bu ters duran dünyayı düzeltecek kişi benim...



BENDEN GARİPLİKLER:

ben çok acaib rüyalar görürüm.. dersiniz ki şimdi bende öyle .. ama ben her zaman garip rüyalar görürüm.. çok ve çok garip.. film gibi.. senaryo yazarım sanki uykumda da onu izlerim...

çizim yaparken kalemimin kağıtta iyi iz bırakmasını isterim.. hiç bir kalemi beğenmem... sanırım bu yeryüzünde tam elime göre.. bana göre icad edilmiş bir kalem yok.. denedim çoğu kalemi... şimdi reklam yapmayalım... :)

yemeklerde sadece ama sadece su içerim.. gerisinde dedim ya kola/ kahve...

yolda giderken kimsenin yüzüne bakmam.. hayatta hem de.. sevmem.. bana bakılamsından rahatsız olduğum için önlem olsun diye bakmam.. eğer bi gözlüğüm varsa acaib rahat ederim.. o zaman yere bakıp adımlarımı saymam... gözlük çok iyidir..

gündüzleri uyur geceleri gezerim.. kalkarım yemek yerim.. ciddiyim.. mesela şimdi saat 09:04 .. ve saat on gibi uyuycam.. bunu kaç defasında düzeltmeye çalıştım ama beceremedim.. olmuyor.. bir türlü beceremiyorum.. yaklaşık 3/4 senedir böyleyim..

psikolglar dışında pek doktara gitmedim.. çünkü ben hasta olmam.. hasta olursam da ilaç kullanmam.. gerçeklik derecesinde hasta olmam pek.. ama olursam azcık dinlenmeyle bunu atlatırım .. çabuk olur.. zate hasta olduğuma da inanmam..

BENDEN FELSEFELİKLER:

benim bir sürü fikrim var aynı herkes gibi.. ama acaba diyorum benim gibi tıpatp düşünenler de varmıdır.. ya da fikirlerim onlar için anlam ifade eder mi...

tanrıyla olan fikirlerimi anlatmak yerine bunu bir kitap haline getirmeyi düşünüyorum.. ne osla fikir özgürlüğü diye bi şey varmış.. bakalım bize de vuracak mı. düşünce özgürlüğü demek hımm...

kalkıştığım bir işin her zaman en kötü ihtimalini düşünürüm.. böylece kedimi mutsuz etmem ve önlemimi alırım.. eğer sonuç farklı yani iyi olursa.. bu sefer çok sevinirim.. umud etmeyi sevmem.. sevince kırılıyorsun...



BENDEN İTİRAFLAR:

aslında burda hiç cinsel minasebetim oldu mu olduysa kaç kere oldu diye yazabilirim.. ama yazmıycam.. bakış açıları direk değişir.. insanlar akıllarından saçma şeyler geçirir.. anlayamazlar.. o yüzden geçiyorum

küçükken.. kendimi ben tavşan sanardım.. evet.. gerçekten de tavşan sanıyordum kendimi.. bu çok salakça şimdi böyle diyince bana da öyle geliyor.. ama tavşan sanıyordum işte... ne aptalca di mi.. gerçeği öğrendiğim de babamın bi lafında " sen de insansın oğlum, istersin tabi .." gibi bi şey demişti.. yüzümün fırıl fırıl yandığını hissediyorum.. fırıl fırıl uymadı evet...

annemden nefret ediyorum... kısa oldu öz oldu... :)

insanlara güvenemiyorum.. hele ki hayatımı an ve an katedişimde yaşadığım bu olaylar beni daha da bu fikre inançlı hale getirdi...

.............................................................
ferhat vural sezgin'i anlattım.. o kim mi ki.. ben.. daha anlatırım da sığmaz :)


benzer yazılar

Related Posts with Thumbnails