absürt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
absürt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2010 Perşembe

IŞINLA benİ KAPTAN…

Işınla beni kaptan diye başlığı görünce.. ulan o “ışınla beni skat” değil miydi diyorsunuzdur.. evet öyleydi.. ama ben gerçekten de kaptan diyorum.. bildiğimiz İETT şoförü yani… hey güzel yarappim ki bize o günleri hiç göstermesin.. ışınlanma ile bir yeden diğer bir yere gitmeyi kastediyorum.. neden mi… işte şu yüzden

yıl 2050 istanbul…aynı kalabalıkla aynı yerde duran istanbul…. hala deprem olcak.. istanbul deprem bölgesi.. binalar çok gövensöz.. höbölö hübele.. ve nihayet istanbul belediyesi metrobüslerden sonra çinden ışınlanma makinesi getirtir… tabi yine herşey çinden geliyor.. amerika komple müslüman olmuş.. fransa yine ihtilal yapmış.. ve tayyip erdoğan yine başbakan..

kaptann

otobüslerin ve metrobüslerin çözemediği trafik sorunu için 12’inci köprüyüde yaptıran başbakanımız sonunda bizi aya kadar ışınlayacak bir makineyi getirtir türkiyeye… heyt be… peki gerçekten nasıl olurdu bu ışınlanma mı diyeyim.. moleküler transfer mi diyeyim ne diyeyim.. işte o şey…

kabus ötesi olurdu.. şahsen ben yine eski usüle devam ederdim… ışınlanma makineleri ardı arkasına sıra dolu… öyle bir kuyruk var… kabine giriyorsunuz akbilnizi basıyorsunuz… a tabi… kabinlerin yine numarası var… 16F… yok 122 taksim felan…yanlış binerseniz yanlış gidersiniz… akbilini basıyorsun.. hangi durakta ineceğini söylüyorsun… kabinde yoğun bir sallantı.. bu arada muavvin ile kaptan kapıyı kapatmak için uğraşıyorlar çünkü kapı bozuk…yoğun bir ışık vee.. ÇİYYUUUOOOVVV!!! geriye kalan bir toz bulutu ve biraz cızırtı sesi… hemen sıradaki lütfen.. evet apla nereye… dudullu… iyi ama ordan geçmez.. nasıl yani.. yani sen geçmezsin şimdi… ilerde 19 D ‘ ye bin…

ışınlanma aracı

baktın olmuyor özel halk ışınlanma makinelerine yürüyorsun.. daha beter… bi bakıyorsun.. ışınlanma kabinine 4-5 kişiyi aynı anda bindirip ışınlıyorlar.. abi bi saniye ben yanlış bindim galiba… kadıköy olcak benim.. artık çok geç.. kapı kapandı.. göztepeden aktarma yaparsın artık..ÇİYUUUUOOOVVV!!!

biri ışınlanıyo ve gidiyo.. ardından sıra sende… abkilini basıyorsun.. durağını söylüyorsun… yine ÇİYUUUOOOVVV!!!…durağa vardın.. kabinden çıkıyorsun…. eğer çıkmazsan üstüne birini ışınlarlar hemen… otobüslerde öyle ya.. habi abi seri olalım biraz.. peki abi seri olcam… indiğin gibi bir kalabalık… merakla gidip bakıyorsun.. ananı avradını o da ne!? senden önce ışınlanan adam yerde… gözlerini kafasına yapışmış… bacağı yer değiştirmiş… bi daha bence nah binersin.. ben de öyle…

açılın

biz insan ışınlıyoruz… biz insan taşıyoruzun yeni versiyonu… tabi şimdi oraya buraya ışın saçmakta ne kadar sağlıklı olacak… çevre örgütlerinin şimdiden kendilerini o ışınlanma makinelerine zincirlediklerini felan görebiliyorum.. “kediler üreyemiyor.. köpekler türeyemiyor… buzullar eridi allah belanızı versin… “III-ŞIN…LANIP DURMAA.. HAYDİ SENDE.. TOPUKLA”… allah cezamı vercek..

3 Ağustos 2008 Pazar

birazcık tatil




işten güçten öyle yoruldum ki artık.. gerçekten biraz mola vermek istiyorum.. bahama adalarına gitmek istiyorum.. yahut dağa felan çıkmak... lunapark felan bile keser beni.. gönderin beni bir yere yaaa... çılrdırcam.. saçımı başımı yoldurtmayın bana...

26 Nisan 2008 Cumartesi

çuf çuf projesi

merhabalar sevgili okurlarım.. umarım bugün dünkünden daha iyisinizdir.. lakin değilseniz lütfen bu negatif enerjiyi bloguma da bulaştırmamanızı dilerim... sevgili okurlar bakın bugün aklıma ne geldi... manyak bir proje.. adı da "çuf çuf projesi"... umarım doğru yazmışımdır... bu proje nedir... açıklayalım efenim...
çuf çuf projesi eline geçirdiğin herhangi bir kostümle sokağa fırlama ve kendinle barışık olma projesidir ... neden böyle bir şey.. efenim böyle bir şeye gereksinim duydum.. çünkü dün yine süperman dönüyoru izledim... ve benim kişiliğim yıprandı, ezildi.. yani adamı gördükçe ne bileyim kızlar hasta bilmem ne... film zaten süpermenin çilesi olarak değiştirilmeli.. çünkü adamın uğramadığı eziyet kalmamış.. sizde katılıyor musunuz bilmem ama çok dramatik filmdi.. neyse.. efenim biliyorsunuz aynı zamanda bu ülkede en çok harcama kıyafete yapılıyor... evet efendim.. eğer hepmizin onlarca tişörtü, gömleği, çorabı, kazağı, eteği, şapkası olduğunu düşünürsek ve her defasında değiştirmek için yanıp tutuşuyorsak bana kulak asın.. bakınız betmene, süpermene, örümcek adama... onlar napıyor tek bir kostümle tasaruf yapıyorlar... işten işe.. iştende işe... gazeteden genellikle nedense tüm tanıdığım süper kahramanlar gazeteci oluyor... gerçi ben hiç peter parker'ın "ben basın mensubuyum kardeşim.. çekeceğim." dediğini duymadım.. neyse..
diyom ki şimdi size.. herkes kendine bi kostüm hazırlasın... evet efenim ciddiyim.. hatta bunun için bir kitap bile yazıcam ve bu bir akım olacak, gelin siz de şimdiden destek verin sornadan pişman olmayın...(yayımcıyla görüşmem iyi gitmedi o ayrı) ve bizler o kostümlerle yaşayalım bu hayatı... bakın sokratese tek bir gömlekle bitirmiş... evet sorkates miydi.. neyse onun kostümü de oydu tabi o zamanlar pek böyle renkli iplikler yoktu sanırım... hem bi düşünün herkes sizi tanıycak... "aaa bu şey değil mi len.. uçsuz bucaksız hayalleri olan yakışıklı prens kılıklı adam"... ne güzel değil mi tabi bu kadar uzun isimler bulmayın kendinize.. "ubhoypk man " demek türkçede pek hoş karşlanmaz ayrıca kostüme dikilmez onca harf...neyse kararınızı verin.. herkese kostüm çizicem.. valla çizicem anasını satayım.. buraya her yorum yazana çizicem işte.. fotonuzu da yollayın... ciddiyim.. yollayın.. manyak olcak.. görün bakın ne harika olcak... evet... iyi günler...

15 Nisan 2008 Salı

Dedektif olacaktım





Son günlerde pek bi şey yapmıyorum artık.. yani nedir o derken.. nerdeyse yemek bile yemiyorum... yiyemiyorum... sırf internet ve işte blog... bloga da pek bi şey yazdığım yazım yok aslında ama daha sık çizip yazıcam tabi ben...



her neyse efendim, bilgisayar başında otura otura popom nasır tutarken dün akşam bi dizi vardı cnbc-e de... adını unuttum.. fekat klasik deliller-polisler--cinayet-suç filmi... böyle bir film tarzını klasik yaptım ya helal olsun bana... efenim... işte ben bunu bi yandan izliyor gibi yapıyorum.. bi yandan da bi şeyler indiriyorum, sevdiğim blogları okuyorum felan.. baktım aradan bi zaman geçti.. katili bulmuş bunlar... heh dedim aferim... iyi... neyse dedim şunu da indireyim dedim... onu indir felan bunu indir.. baktım tekrar televizyona bu sefer başkasını sorguluyorlar.. katil oymuş meğer.. eh dedim iyi buldular ya iyi yani... bu arada ben hala indiriyorum ne indiriyorsam böyle sınırsız bağlantı ya... ipini koparmış.. neyse itşe... derken aradan bi vakit geçiyor sigara yakıyorum, gene bi baktım tv ye... bu seferde katil başkası diyorlar... ÜLEN dedim ne biçim polis bunlar... insan insana bunu yapar mı yav.... yeter artık bulun şu katili... bi şeyi beceremiyorsunuz, çektirin gidin burdan diycektim.. tabi durdum.. durdum çünkü bu sadece bir dizi filmdi...



hayaller alemine daldım tabi ben.. ben aslıdna küçükken de böyle dedektif gibi bi şey olmak... dedektif olmak isterdim... böyle pardesü, acaib bi tavırlar.. karizmatik böyle... saçlar sakallar birbirine karışmış.. ağarmış biraz da... herkes sana böyle itimat ediyor.. sen olmazsan hiç bi cinayeti aydınlatamıyorlar... her haltı bu adam yiyiyor.. işini yapmayı istemiyor böyle pek nazlı ama iyi de yapıyor... hiç bi şey kaçamıyor elinden... öyle bi şey olmak istiyordum.. tabi bunun etkisinin çok fazla amerikan filmi izlemek olduğunu ergenlikten çıktıktan sonra farkettim... olsun ama.. hala bile olmak isterim.. ne bielyim böyle kurslar felan olsa amma süper olur... işte dedektiflik bürosu.. felan.."alo kocam kayıp" ," işte burda bayan..","aaaa yatağın altına gizlenmiş" felan.. ne süper olurdu yav... isterdim yaa... niye olmasın hayallerim var benim.. hayal kuruyorum o halde varım... düşünüyorumda arada... evet... ben de seni seviyorum.. tabi canım... neden olmasın olur olur...

13 Nisan 2008 Pazar

Garip blog adresleri


gerçketen ilgimi çeken bir şeyi yazmak istedim.. garip blog adresleri.. aslında sadece blogger üzerinden baktım bunlara.. çok enterasan adresler buldum.. tabi bunların çoğu terkedilmiş bloglardı... ama isimler gerçekten ilgimi çekti... benim blogumun adıyla bol bol dalga geçiyorlardı zaten bazı arkadaşlarım.. ben de bir merak ettim ve birazcık kurcaladım.. çok emek harcamadım tabi.. süper bi şey de bulmuş değilim.. ama paylaşmak istedim... bazı adresler birazcık müstehcen... bazıları tartışılır...
işte sıralıyorum.. hatta kategorilendirdim..

hakaret tarzında olanlar; salak , beyinsiz , geri zekalı , angut , orospu , kız kurusu , ahmak ,

biraz daha farklı kategori bunlarda.. gerçekten arka arkaya koyuldukları zaman enterasan.. doktor , oha , blogsuz , bismillahirahmanirahim , allahsız , şeytan , gece lambası , kilot , şımarık , cici , kadın kokusu , ahlaksız , tecavüz , zatüre , sigara , kimliksiz , soy ağacı , trafik , tayyip , burak kut ...

bir de renklerle var ki bu hoşuma gitmişti... beyaz , siyah , mavi , yeşil , kırmızı , sarı , lacivert , pembe , gri , kahverengi ...

Objelerde var ki... aslında daha çok bulabilirdim.. ama fazla aramadım tabi kii.. :) ;saat , ayakkabı , kalem , silgi , monitör , klavye ...

akrabalık derecesine göre... :) ; yeni gelin , kaynana , kızımız , oğlumuz , anne , baba
bunlarda hayvan isimleri; öküz , köpek , kedi , inek , maymun

ve son olarakta tatlı bloglar.. :)
jelibon , şekerci , kurabiye , çikolata ...

bu blogların bazıları hiç kullanılmamış.. bazıları yabancı blogar... ama isimleri enterasan geldikleri için burada paylaşmak istedim.. sevgilerle.. eğer sizin de enterasan blog isimleriniz varsa... paylaşabilirsiniz...

1 Nisan 2008 Salı

Boka batan blogger..

Uzun zamandır ne yazı yazıyorum.. ne de çizim yapıyorum.. bunun üstüne bir de paso bilgisayarda oyun oynuyorum.. bilgisayarı benden çocuk gibi geri isteyen babamsa ayrı bir mevzu... fekat... artık farkına vardım ki blogum gerçekten içler acısı bir hal almış... ne yeni yazı var... ne yeni yorumlar var... ne bir aktifite efenim.. ne bir söyleşi... umarım hepsi zamanla yapılır diyorum... ve yapmaya başlıyorum artıkın.. son bi kaç gündür sadece blogun tasarımıyla uğraştım ve gördüğünüz gibi gerçekten de ... gerçekten de.. neyse ağzımı bozmayayım.. gördüğünüz gibi başlığım "bok" la başlıyor.. ama aslında "bok" bir küfür değildir.. aslında bir gerçektir.. bok arta kalanlardır... bok yediğiniz içtiğiniz şeylerin belki de ruhudur... yani belki de bok bir süzgeçten geçirilmiş en sade gerçekliktir.. o yüzden "bok" u seviyorum.. evet yanlış duymadınız.. "ulan bu adam uzun zamandır yazmıyordu.. keşke hep öyle kalsaydı "diyenler var gibi sanki... ama durun.. kendimdeyim.. gerçekten... şimidi efenim... blogumun bu halini görünce... diğer bloglara baktım... baktım ki onlarda bok gibi.. herkesin blogu bok gibiydi.. yani neymiş.. gayet sade... gerçek.. süzgeçten geçirilmiş... bende bu benzerliğie sadeliğe dayanamadım... gaza geldim... ve blogumun ağzına bir parmakta ben bok çalayım dedim.. unutmayın ki o kadar çok bok kelimesini kuallandım ki... google de bir ay içinde siz bok diye aradığınızda boka basçağınızın garantisini verebilirim.. ya da işte öyle bir şey...



şimdilerde aklıma yeni dahiyane fikirler gelmekte... aslında bu işi profosyönel olarak bile yapabilirim.. nasıl mı.. bilmiyorum gerçekten böyle zor sorular sormayın bana... ama blogumu seviyorum.. blogger'ı ise ayrı seviyorum.. draft blogger'ı ziyaret ettim de bugün... değişiklik var.. google araçlarını ekleyebilme gibi.. bu gerçekten güzel olmuş.. ordan burdan kodlarla şey yapmamamıza gerek yok gibi nerdeyese.. çünkü o kadar çok araç var ki.. ama diğer yandan blogger blogger işte... mahsus diyorum blogger diye ya.. google de çıkayım diye... draf blogger dedim yine işte aha.. buyrun... azcık da google diyeyim de iyice havam olsun gız.. :)


hadi pa-payy!! itici olasım geldi.. çok pardon

benzer yazılar

Related Posts with Thumbnails